2015 Çocuk Eurovision Şarkı Yarışması İzlenimlerim

 

Merhaba, ben Özge Deniz. Ahmet’le birlikte bu sitenin bir senedir Genel Yayın Yönetmenliği’ni yapmaktayım. Her sene merakla beklediğim Çocuk Eurovision Şarkı Yarışması finali bu kadar yaklaşmışken ben de bir yazıyla taçlandırmak istedim. Açıkçası başladığımda ben de bu kadar uzun olacağını düşünmemiştim, ancak umuyorum ki akıcı bir yazı olmuştur ve okurken ne kadar uzun olduğunu hissetmezsiniz. Hadi bakalım, ilk önce puan ve ülke sıralamalarımı verip daha sonra ülke yorumlarıyla başlayalım.

12 PuanSloveniaSlovenya
10 PuanSerbiaSırbistan
8 PuanArmeniaErmenistan
7 PuanUkraineUkrayna
6 PuanauAvustralya
5 PuanMaltaMalta
4 PuanIrelandİrlanda
3 PuanbgBulgaristan
2 PuansmSan Marino
1 PuanBelarusBelarus

11. RussiaRusya
12. Italyİtalya
13. NetherlandsHollanda
14. AlbaniaArnavutluk
15. MontenegroKaradağ
16. GeorgiaGürcistan
17. mkMakedonya


EuroAlbania.svgArnavutluk:
Hiç torpil geçemeyeceğim, artık bu tarz şarkılar bende intihar etme isteği uyandırıyor. Her dilde “seni seviyorum” veya “merhaba” denilen şarkılar, müziğe ve verilmek isteyen mesaja rağmen bende antipati uyandırabiliyor. Beni asıl güldüren kısım ise Bulgarca söylenmesi planlanan “iyi günler” kısmının, yanlış telaffuzdan dolayı Sırpça söylenmesi. Bir bakıma iyi bir mesaj olabilir ancak kasti yapıldığını hiç zannetmiyorum. Mishela’nın sesi çok kuvvetli ve şarkının seyirciyi yakalayan bir tarafı var ancak yine de oy toplamak için farklı kültürlere dokunulmuş hissiyatı uyandırmaktan beni alıkoyamıyor doğrusu.


EuroArmenia.svgErmenistan:
İşte bu! Tam anlamıyla bir Çocuk Eurovision şarkısı. Hem hareketli, hem ezgisi olan, hem seyirciyi yakalayabilen, yer yer etnik müziğin namelerini temsilcinin sesinden duyabildiğimiz bir çocuk şarkısı. Bu yarışmada favorilerim içine almadığım iyi şarkılardan çoğunu aşağılara almamın sebeplerinden biridir yarışma tipine olan uygunsuzluk. Çocuk Eurovision ise bu eğer, yarışmacılar çocukluğunu bilmeli ve bunun tadını çıkartmalılar diye düşünüyorum. İşte bu sebepten kazanmasını istediğim ülkelerin başında gelen isimlerden biri bu sene Ermenistan.

EuroAustralia.svgAvustralya: Ne yalan söyleyeyim beğenmedim desem yalan olur. Ama şu da bir gerçek ki bu kadar Avrupa ülkesinin arasında kalkıp da Avustralya’nın birinci olmasını hiç ama hiç istemiyorum, hatta bundan içten içe korkuyorum da diyebilirim. Kitleye hitap eden bir tarz, sadece provalardaki izlenimlerim eğer doğruysa koreografide birtakım sıkıntılar var. Şöyle ki, şarkı o kadar ses performansı isteyen bir parça ki Bella bütün odağını performansa vermek istiyormuş gibi ve bu yüzden tam anlamıyla koreografiye hâkim olamamış izlenimi uyandırdı bende. Melodiye çok önem veririm ve bu da Avustralya’yı benim kıstasımda bir adım geriye iten bir faktör oluyor. Aynı zamanda Ermenistan’da belirttiğim yarışma tipine uygunluk konusunda da tartışılası bir şarkı. Ama yine de en iyi on şarkı arasında benim sıralamama girmesine yetiyor.

EuroBielorrusia_(1995-2012).svgBelarus:  Bu çocuğu ulusal finalde boncuk boncuktan ziyade oluk oluk terlerken hatırlıyorum. Avustralya’da da Belarus’ta da yukarıda belirtmeye unuttuğum ve beni rahatsız eden bir özellik var. İki parça da ses performansıyla öne çıkan şarkılar. Şarkıyı arka plana itip tamamıyla ses performansı ve kuvvetiyle var olmaya çalışan şarkılar beni oldum olası rahatsız eder, çünkü sanatçı varını yoğunu üç dakika içerisinde sahneye bırakacakmış havasına bürünür, bu da aslında seyirciyi mental anlamda yoran bir faktördür. Rona Nishliu buna büyük bir örnek olabilir mesela. Her ne kadar kendisine ve sesine hayran olsam da “Suus” parçasında gereksiz bir efor ve zevk vermeyen bir başarı olduğunu düşünüyorum. Bu parçada da aynen bu geçerli, ancak birçok parçaya göre yine bir tık önde olduğunu düşünüyorum. Son anda da olsa ilk onuma girmeyi başarmış durumda.

EuroBulgaria.svgBulgaristan: Şarkıyı bir süre, sonuna kadar hiç dinlemedim. Bu da bende “antipatik bir şarkı” izlenimi vermekten başka bir işe yaramıyordu doğrusunu söylemek gerekirse. Ancak şarkıyı baştan sona dinlediğimde haksızlık ettiğimi fark ettim. Özellikle Gabriela’nın sesi olağanüstü. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi nakaratlardan önce, yine bir “sesin müziğin önüne geçmesi” durumu söz konusu. Ancak ben bunu nakaratla iyi dengelediklerini düşünüyorum. Provaları izledikten sonra Ivan’ın ses performansı hakkında birtakım endişelerim olsa da Bulgaristan bu sene beğendiğim ülkeler arasında geliyor. Bir de Sırbistan gibi biraz daha ezgi dolu olsaydı, aslında bu şarkı tadından yenmezdi.

EuroMacedonia.svgMakedonya: Buraya da hiç torpil geçemeyeceğim, gerçekten çok kötü. Genelde “kötü” yorumundan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışırım, özellikle de Çocuk Eurovision değerlendirmelerinde, ancak dayanamadım doğrusu. Özellikle kliple yaşadığım ufak çaplı şok, onu kabullendikten sonra şarkıyla yüzleşmem bir hayli sıkıntılıydı. Karadağ’ın performansını izledikten sonra sonunculukta tutup tutmamak üzerine düşünüyorum ancak yarışmanın en kötü şarkılarından biri olduğunu dile getirebilirim iç rahatlığıyla. Şarkıyı söyleyen iki arkadaşımızdan birinin sözleri yazması, bir diğerinin de şarkıyı bestelemesi bu yaş için çok başarılı şeyler ancak ortaya çıkan şeyin niteliği tartışma konusu. Ne şarkıyı tolere edebilecek kuvvette bir sesleri var, ne de seslerinin toyluğunu kapatacak kuvvette müthiş bir ezgi var ellerinde. Bu da Makedonya’yı maalesef benim sıralamamda en alta taşımaya yetiyor.

EuroGeorgia.svgGürcistan: Klişe cümleler kurmaktan korkuyorum ama içimden ne geçiyorsa da dile getireceğim. Ben Gürcistan’ın “Daima İstikrar” zihniyetinden fazlasıyla sıkılmış durumdayım. Evet; çoğu zaman çok iyi çocuk şarkıları yapabiliyorlar ancak, çok büyük bir çoğunluğu ezgiden yoksun ve bayağı bir müzik anlayışı oluşturuyor. “Eurovision is television.” denilen bir ilke vardır ve bu hep ama hep işler. Ancak, bunun sadece bir televizyon işi olduğunu düşünerek hareket edip asıl odak noktasının insanların eğlenmesi ve yarışmacıların şirinlik muskaları şeklinde lanse edilmesi olarak alınması, bu yarışmanın “müzik yarışması” temellerini sarsar. Bu yüzden bu şarkıya da çok insaflı davrandığımı söyleyemeyeceğim.

EuroIrlanda.svgİrlanda: Bu şarkıyı “Çocuk Şarkısı” kriterine almamak ne kadar doğru bilemiyorum çünkü çok ayrı bir dalda performans gösteriyor ve bunun bir takıma avantajları olduğu gibi diğer bir yandan da oldukça dezavantajı var. Avantajı şu ki; sesine hâkim bir soprano olarak, bunca temsilciyi eğitimi dolayısıyla geride bırakabilir çünkü gerçekten çok zor bir alanda performans gösteriyor. Aynı zamanda, kimsenin bu tarzda bir performans sergilemiyor olması da onun öne çıkmasına bir diğer etken olabilir. Dezavantajı ise, bu alanın çok popüler olmaması ve “Eurovision is television.” denilen ve 1990’lardan sonra hep işleyen bu ilkenin, yani şov kısmının biraz zayıf olması. Aynı zamanda diğer tarzlarda ve özellikle dinlenen ve popüler tarzda olan şarkılar arasında ne kadar iyi derecelendirilebilir ve hak ettiği yer ne derece kararlaştırılabilir, çok da emin değilim. Açıkçası ben de sıralamaya karar verirken İrlanda’da arafta kalanlardanım, o yüzden cumartesi gecesini bekliyor olacağım.

EuroItalia.svgİtalya: Bu şarkı benim bir türlü içime sinmiyor. Evet, aslında tam bir Çocuk Eurovision şarkısı. Melodisi, koreografisi, kıyafetleri, her şeyiyle yarışmanın atmosferini yansıtıyor. Belki de klibi antipati uyandırıyordu bilmiyorum. İlk yayımlandığında ses kalitesinin de kötü olduğunu hatırlıyorum, onun da etkisi vardır belki. Ancak bu şarkıda bir eksiklik var, ezgisel olduğunu düşündüğüm bir eksik. Yarışmacıların sesi iyi, çok ortaya çıkan bir sesleri yok, şarkıyı bastırmıyorlar, aynı zamanda sıradan ve sönük de değil. O konuda çok ayarlı bir performansları var. Aynı zamanda performanslarında içten davranmaları ve sahnenin tadını çıkarmaları da gerçekten çok hoş ve tam aradığım bir Çocuk Eurovision ruhu, ancak dediğim gibi bu şarkıda dolduramadığım bir boşluk, bir sıradanlık var. Bu da İtalya’yı sıralamalarımda fazlasıyla geriye çekiyor doğrusu.

EuroMalta.svgMalta: Müthiş bir ses. En sevdiklerimden biri olabilir. Hani bu “ayarı tutturmuş” olanlardan. Ses gerçekten olağanüstü kuvvetli ancak şarkının ezgisini bastırmayacak türden. Ama “çocuk şarkısı” kıstaslarına uyup uymadığı konusunda biraz arada kalmış durumdayım. Aslında seyirciyi yakalayan, hareketli bir parça. Ancak bir çocuk parçası olmak için ağır mı diye düşündüğümde cevabını çok da kolay veremiyorum. Ama kıvamı tutmuş bir parça olmasından dolayı sıralamamda yukarılarda yerini almış ülkelerden bir tanesi durumunda Malta.

EuroMontenegro.svgKaradağ: Ne desem bilemiyorum. Bu ülkeye karşı bir sempatim var o yüzden ağır eleştiri yapmak içimden hiç gelmiyor ancak yapmak zorundayım. Ezgiden de sesten de yoksun bir şarkı. Hele izlediğim prova görüntülerinden sonra bunu kesinlikle diyebilirim ki açık ara en kötü ses performansı Karadağ’ın. Diline ve klibine olan sempatimden dolayı sondan üçüncülüğü ayırdığım Karadağ, daha bile geriye gidebilir diye düşünüyorum. Ayrıca performansı için hazırladığı koreografide fazla “aşırı” hareketleri ve o sonda devreye giren gereksiz “Sertab Erener dörtlü ip aparatı” fazlasıyla göze batıyor. Hatta koreografinin hareketliliği Jana’nın ses performansını da etkiliyor diye düşünüyorum. Çok açık konuşayım, zaten şarkının kurtarılacak bir tarafı yokken bu kadar hareketli ve ağır bir koreografiyle kızın sesine de yazık etmeye değmez, bari oradan kurtarın derim ben.

EuroRusia.svgRusya: Bu da baştan sona dinlemediğim Çocuk Eurovision şarkılarından bir tanesi. En nefret ettiğim şeydir “şarkıda monotonluk”. Bir klasik müzik eseri bile monoton gitmez ki gitse bile o müziğin ruhuna çok da aykırı değildir. Ancak bu türde monotonluk, insanı şarkının birinci dakikasından sonra katlanılmaz bir eziyet çekiyormuş düşüncesine sürüklüyor. En azından benim için. Sözü ve bestesinin kendisine ait olması gerçekten takdire şayan bir durum ancak dediğim gibi, yapılan şeyin öneminden çok, çıkan ürünün değeri daha önemlidir her zaman. Bu şarkının da yarışmada parlayamayacağı düşüncesindeyim.

EuroSan_Marino.svgSan Marino: Şarkıya her ne kadar ısınamasam da, kıza hayran kaldığımı dile getirmek istiyorum. Yarı Rus yarı Azeri bir kızın, bu yaşta İtalyanca şarkı söylerken kendine bu kadar güvenmesi, sahnede bu kadar kendinden emin durması, İtalyanca kadar İngilizce’ye olan hâkimiyeti, kendi ülkesi olmasa da San Marino’yu temsil etmesi hakkındaki sorulara gözlerindeki mutluluk ışığıyla en iyi cevabı vermesi, gerçekten beni kendine hayran bıraktı. Dediğim gibi çoğu şarkıda çektiğim gibi bu şarkıda da ezgisel bir eksiklik çekiyorum. Aksanında hafif bir Slavlık olsa da bu bana hatadan çok şirin bir etken gibi geliyor. Sesinde bazen hâkimiyet sıkıntısı çekiyor ancak bir çocuğa göre ortalamanın üstünde bir sesi olduğu da bir gerçek. Bugün izlediğim ilk provasında tam tekmil geldiği için iyi bir izlenim elde edebildim. Sahne performansı ve sahnelemesi gerçekten beklediğimden çok daha iyi.

EuroSrbija.svgSırbistan: Evet, kabul ediyorum sanırım biraz torpil geçtim. Şöyle bir gerçek var ki aslında ben Sırbistan’ı temsil etmesi için Lena Stamenković’in ünlendiği yarışma “Pinkove Zvezdice”nin birincisi Marija Serdar’ın seçilmesini bekliyordum. Gerçekten uzun süredir dinlediğim en iyi çocuk sesi. Hatta uzun süredir dinlediğim en iyi ses diyebilirim. Onu Eurovision için sakladıklarını umuyorum ve Lena’ya yani asıl konumuza dönmek istiyorum. Lena’nın çok toy bir ses olduğunu düşünüyorum. En ufak bir müzik eğitimi almamış birisi bile sesindeki o çiğliğin farkına varır. Sesine çok hâkim ve çok iyi kontrol edebiliyor. Ancak eğitim eksiği sesini dinlerken aldığımız zevki azaltan bir etken ve tabii ki bu normal bir durum, ses ergenlikte oturan bir olgu olduğu için eğitimi de ancak ergenliğin ortalarına doğru kabul edilebiliyor. Çok tizde bir şarkı olmasından dolayı da bu çiğliği hissetme miktarımız da bir o kadar artıyor. Şimdi “O zaman niye bu şarkı ikinci sıranda?” diye soracaksınız ama şarkı sözlerinin de bir çocuk şarkısı için fazla ağır olduğunun kanaatindeyim. “Bu şarkı güneşin karanlık olduğu, çiçeklerin açmadığı, çocukların yalnız olduğu bir dünyanın şarkısı. Bu; kalbime yaslanan gözyaşının, ışığın günü terk ettiği soğuk bir odanın hikâyesi.” diye hemen ufak bir kısmını çevirmiş olayım. Böyle bir acıyı on yaşında bir çocuğa tarif ettirmek, bir müzik aracılığıyla da olsa ne kadar etik, çok da emin olamıyorum. Ancak bu şarkıda öyle bir yer var ki –ve işte tam bu sebeple ikinci sıramda yer alıyor- beni can evimden vuruyor doğrusu. Lena’nın nakaratı bitirdiği kısımda giren o etnik ezgi, işte diğer bütün şarkılarda arayıp da bulamadığım o eksik parça.  Balkan etnik müziğine karşı bir sempati besliyorum ve bunu da reddetmiyorum ancak ben bunu kesinlikle her ülkeden bekliyorum. Leontina Vukomanović’in çıkardığı bu müthiş iş benim listemde kendine ikinci sırada yer buluyor.

EuroEslovenia.svgSlovenya: İşte benim favorim de geldi. Açıkçası favorimin böyle bir şarkı olması beni bile şaşırttı. Bu tarz şarkılarla çok aram yok. Evet, içinde ezgisi var ve bu tam bir Maraaya etkisi ancak tam anlamıyla hissedemiyoruz. Buna karşın bu şarkı beni böylesine sarıyorsa bir şeyler var demektir. Lina’nın sesi müthiş kuvvetli. Ancak benim rahatsız olduğum o “sesin müziğin önüne geçmesi” sendromu burada yaşanmıyor. Sesinin kuvvetine hayran bırakıyor ama ipek gibi bir sesi var ve şarkının üzerinden kayıp gidiyor adeta. Bu da diğer seslerde rahatsız olduğum zorlama halinden şarkıyı arındıran bir etken olarak karşıma çıkıyor. Bu normalde eğitimli sesle eğitimsiz ses arasındaki fark ölçütlerinden biridir de ve eğer 16 yaşından küçük olmasaydı kesinlikle eğitimli olduğunu düşünür ve yanılgıya düşerdim. Sanırım beni etkileyen en büyük özelliği bu. Aynı zamanda Maraaya’nın müzik tarzını benimsedim ve hoşuma gitmeye başladı. Bu da sanırım ikinci bir etken. Başarılar diliyorum ve umarım beklentileri karşılayan, provalardaki gibi müthiş bir performans sergiler.

EuroPaíses_Bajos.svgHollanda: Bu şarkının biraz haksızlığa uğradığını düşünüyorum. Evet; kesinlikle bu şarkının monoton, “sesin öne geçmesi ancak müziğin ses önüne geçse bile kifayetsiz kalması” adlı yeni bir kritere kendini dâhil etmiş, melodi açısından zayıf bir şarkı olduğunu kabul ediyorum. Ancak Makedonya gibi, Karadağ gibi, Gürcistan gibi şarkılar varken bu şarkıya kötü demek çok da doğru gelmiyor. Okuduğum çoğu yorumda fazlasıyla abartılı bir şekilde yerildiğini düşünüyorum. Ama evet, şu da bir gerçek ki başarılı olacağına inanmadığım parçalar arasında yer alıyor.

EuroUcrania.svgUkrayna: Kızın sesine hayranım. Ancak şöyle bir etken var ki şarkının ilk kısmında sesiyle yaptığı ani çıkış yerleri benim kulağımı tırmalıyor. Daha doğrusu bunu üst üste yapması katlanılmaz hale getiriyor. Şarkıyı sanki can çekişerek söylüyormuş izlenimi yaratıyor bu da ezgisel anlamda şarkının niteliğini düşüren bir faktör. Ancak çoğu şarkıdan daha başarılı buluyorum. Normalde bulduğu her yarışmayı “yakınma platformu” olarak kullanan ülkelere karşı antipati beslesem de –ki bunun en büyük nedeni binlerce kez aynı şeyi yapıp hiçbir sonuca ulaşamamakla beraber artık iç bayıcı bir noktaya gelmesi- Ukrayna’nın savaş istemediği mesajını dile getirmesi beni mutlu ediyor. Sadece kendi yaşadığı acılara değil, tüm dünyada yaşanan acılara değinebildikleri için.

 

 

 

About the author

Ahmet K.

Eurovision ile 2003 yılında tanıştım. O günden bugüne yılın 365 günü benim için büyük bir tutku oldu ve yarışmaya gidebilmek en büyük hayalim haline geldi. Tam 11 yıl sonra bu hayalimi gerçekleştirdim. 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 Eurovision Şarkı Yarışmalarında bulundum.

Add Comment

Click here to post a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp Haber Bülteni/Newsletter

Choose Your Language

Advertisements




Spotify: Eurovision 2019

INFE Germany

Eurovision 2019 Final18/05/2019
59 gün kaldı.
Bumerang - Yazarkafe