İkinci Yarı Final Kıyafet Provası İzlenimleri ve Postcardlar

 

Hepinize merhaba! Bugün de tıpkı birinci yarı final öncesinde olduğu gibi ikinci yarı finalin de kıyafet provası tamamlandı. En çok dikkati çekenler ise Petra’nın fazlasıyla hata yapması, bu kadar aksiliğin üst üste gelmesi ve son interval actin yarattığı hayal kırıklığıydı.

Girişte Eurovision’u US ve Çin’e tanıtmak için “Story of ESC” adlı bir şarkı seslendirecek olan sunucular seyircileri ekrana kitleyecek.Interval Act kısmını tanıtırken Riverdance gösterisi oldu.
Letonya: İlk kısımda elinde gitar var, daha sonrasında skateboardda ve piyano başında görüntüleri var.
Üstünde provaların aksine tamamıyla siyah bir kıyafet var. Vokalleri her zamanki gibi güçlü ve back vokal partisyonları eskiye nazaran daha kuvvetli.
Açıkça söylemek gerekirse, izlerken düşündüğüm tek şey ilk defa Eurovision izleyen bir insanda nasıl bir izlenim bıraktığı oldu ve beni bu yönüyle etkilemeyi başardı.
Polonya: İlk karelerde bisikletle dururken daha sonrasında sürmeye başlıyor, diğer bir karede ormanda sincapla bir görüntüsü var, en son karede bir balona “Come Together” yazıp etrafındaki insanlarla balonları havaya bırakıyor.
Canlı performansı bu sefer bizi hayal kırıklığına uğratıyor çünkü izlediğimiz onca mükemmel ses performansından sonra sesindeki detonelik seyircinin az alkışıyla da tepki buluyor. Kıyafetinde bir değişiklik yok, yine kırmızı ceketiyle sahnede.
İsviçre: İlk önce gözlüklerle bir karesi var, daha sonrasında buz pateni yaparken bir görüntü geliyor ve ardından bateri çalıyor. En son karede ise bir koltukta oturuyor ve tepesinde “Yeraltı” yazılı bir plak dikkat çekiyor.
Kıyafeti provalardan farksız, maalesef bu sahneye yakışan bir kıyafet değil, yine dumandan vazgeçilmemiş. Geçen sefer düz yaptığı için sevindiğimiz saçlarını tekrar kıvırcık yapmış. Canlı performansında çok bir fark yok, ancak ben önceki provalarda daha güçlü bulmuştum.
İsrail: İlk önce şehir merkezinde bir karesi var, daha sonra sarı bir ceketle köpek gezdiriyor, üçüncü karede daha küçük bir mahallede dururken en son karede bowling oynuyor.
Kıyafetinde bir değişiklik yok, arka plandaki yıldızlara uyması için parlayan bir eldivenle yakaları parlayan bir ceket giymiş. Back vokallerin performanslarını oldukça kötü bulduğumu söylemem gerek ancak sadece sahne bile insanları etkilemek için yeterli bir etken. Canlı perform

Belarus: İlk önce gitar çaldığı bir kareyle karşımızda, daha sonra davul çalıyor, en son gitar kutusunu açıp içindeki gülleri şehir merkezinden geçenlere veriyor ve son kare olarak gitar kutusunu tutarak şehir merkezinin ortasında duruyor.
Sahnelemesinde değişen bir şey yok ancak provaya geç başlanıyor ve o boşlukta bir bağırış oluyor bu da kavga olup olmadığı konusunda bizi şüpheye düşürüyor. Vokal performansı bugün biraz daha düşüktü ancak yine de kötü değildi.

Sırbistan: Sanja ilk önce bir koridorda duruyor, daha sonrasında bir sinema salonunda patlamış mısır yerken görüntüleri var. Bir sonraki karede bir deniz kenarında (daha doğrusu bir uçurum gibi bir yerde) bir grupla dans ediyor. En son karede Arap Dili öğrencisi olduğu Belgrad Üniversitesi’nde bir anfide tahtaya Arapça bir şeyler yazıyor ve sonrasında anfide bir yerde oturuyor.

Sahnelemenin provadan bir farkı yoktu ancak Sanja’nın ses performansı provalarda daha iyiydi. Yine de Sanja gayet başarılıydı. Provalardan farklı olarak, daha önce topladığı saçlarını, Sanja bu sefer açmıştı.
İrlanda: İlk önce bir odada görünüyor, daha sonrasında stüdyoda kayıttayken görüntüleri var. Üçüncü karede stadda futbol oynarken çekilen görüntülerin ardından en son Nicky’nin kütüphanede görüntüleriyle postcard son buluyor.
Ne sahne ne de performans şaşırtıcıydı, ikisinin de elle tutulacak bir tarafı yok.
Makedonya: Kaliopi’nin ilk önce Üsküp’te bir görüntüsü var. İkinci karede bir çocuk ile el ele sokakta müzik yapan bir orkestraya dans ederek eşlik ediyor. Üçüncü karede bir müzede görüntüleri var, daha sonra bir taça benzer bir şey yapıyor. Son karede Üsküp’ün başka bir noktasında zıplarken postcard son buluyor.
Canlı performansını tam anlamıyla mükemmeliyet diye tanımlayabileceğim Kaliopi, seyirciden de en çok alkışı alan temsilci oluyor. Sadece back vokallerin partisyonları kalabalık yaratıyor. Dipnot: Gözlerimi doldurmayı başaran tek kadın.
Litvanya: İlk önce Litvanya’nın bayrakları renginde bir duvarda duran Donny Montell, daha sonraki karelerde eşi ve kızıyla birlikte deniz kenarı bir yerde görüntü veriyorlar. En sonda ise basket oynayan Montell postcardları böyle noktalıyor.
Beyaz ceketli olan kostümünde karar kılan Donny Montell performansının sonunda ceketini çıkarıyor. Ses performansı olarak kötü bir iş çıkarmasa da

Avustralya: İlk karede bir büyük akvaryumun içinde olan Dami Im, daha sonrasında bir grupla yağmurun altında ellerinde şemsiyeyle yürrüyor. Üçüncü karede koalalarla birlikte görüntüleri varken son karede sahil kenarında taşların üzerinde otururken dalgaların vurduğu görüntülerle postcard son buluyor.
Sahnelemede hiçbir fark yokken Dami Im’in performansı yine göz doldurdu. Birinciliğe en büyük adaylardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Slovenya: İlk önce nehrin kenarında bisikleti ve elinde siyah bir köpekle duran ManuElla, daha sonra köpeğini bisikletinin sepetine koyarak bisiklet sürmeye başlıyor. Daha sonraki karede ManuElla yuvarlak büyük bir masa etrafında arkadaşlarıyla oturup büyük bardaklarda bir şeyler içiyorlar. En son karede, büyük bir kalabalıkla bandoda davul çalıyor ve bagetleri havaya atıyorlar.
Canlı performansı orta şekerli olsa da zaten çok da bir şey beklenilmeyen Slovenya, kendine yakışanı yaptığını düşünüyorum. Uzun ancak önü kısa sade beyaz bir elbisesi vardı.
Bulgaristan: İlk önce küçük bir mahallede duran Poli daha sonra bu senenin logosu olan karahindibanın Bulgar bayrağı şeklinde olan halini koluna yaptırıyor. Üçüncü karede kız arkadaşlarıyla birlikte arabayla dağlık bir yere gidiyorlar. Dördüncü karede Sırpların Slava’da yaptığı ekmeklere benzeyen büyük ekmekleri arkadaşlarıyla paylaşıyor. En son karede Sofya’nın merkezinde çocuklarla olan bir kare ile postcard son buluyor.
Kıyafeti denilenin aksine sahneye fazlasıyla yakışıyor. Poli fazlasıyla sahneye hakim ve doldurabiliyor. Back vokallerin performansı da oldukça başarılı.
Ukrayna: İlk önce şehir merkezi gibi bir yerde duram Jamala, daha sonra bir grupla el çırparak tempo tutuyor. Sonrasında bir çikolatacıda truffle gibi bir şeyler yapıyorlar ve çikolatacının masasında otururken bir görüntüsü var. Daha sonra üç kişiyle birlikte Ukrayna’nın taşra kısmında dokumaya benzer bir şey yaptıktan sonra postcard sonlandı.

Danimarka: İlk önce balkonda görüntüleri olan grubun daha sonra gitarla çekilen kareleri ekrana geliyor. Üçüncü karede kruvasan yemek için masaya getiriliyor ve arkada bir üye söz yazıyor. Sonra mutfakta üç üye duruyor. Daha sonraki karede bisiklet süren üyeler, en son büyük boş bir alanda şarkılarını söyleyen üçlüyü etrafındakiler alkışlıyorlar.
DMGP’den beri çok bir şey değiştirmeyen grup bir tek daha sonra catwalku kullanıyor. Ses performansında da değişen bir şey yoktu.
Norveç: İlk önce buzla kaplı bir yerde duran Agnete, daha sonra buzun üzerinde “jet ski”ye benzeyen bir aletle gitti. Ateş yaktığı görüntülerden sonra Norveç’in tradisyonel kıyafetleriyle birlikte Norveç halkını arkasına alan bir kareyle postcard bitiyor.

Ses performansı olarak son anda ufak bir detonelik yaşamasına rağmen iyi bir performans sergileyen Agnete’nin kıyafetinde ve sahnesinde herhangi bir değişiklik yoktu.
Gürcistan: İlk karede koridor gibi bir yerde duran grup daha sonrasında enstrümanlarıyla birlikte ekranlara yansıyor. Daha sonrasında arabayla bir yere giden grup, son karede çocuklarla birlikte ateş yakıp mangal yapıyorlar ve postcard böyle son buluyor.

Provadan hiçbir farkı olmayan performansları yine fazlasıyla ışık ve pyro ağırlıklı olduğundan dolayı göz yorucuydu. Ses performansı olarak yine değişen bir şey yoktu ancak provalara nazaran düşüş vardı.
Arnavutluk: İlk karede arkasında camiî olan Arnavutluk’un daha taşra bir yerinde karesi olan Eneda’nın, daha sonra arabada makyaj yapıp sahne alacağı mekana geçtiği görüntüler var. Mekandaki performansından uzun uzun görüntüler verildikten sonra kızıyla yeşillik bir yerde yürürken görüntüsü olan Eneda’nın postcardı böyle sonlanıyor.

Daha önce de belirttiğimiz gibi arka plan ve kamera ışıklarıyla devleştirdiği şarkısını yine çok iyi seslendiren Eneda’da da provalara nazaran ses performansında bir düşüş gördüm. Ancak buna rağmen iyiydi. Dipnot: Saçlarını kesmiş!
Belçika: İlk olarak bir metro istasyonunda duran Laura, daha sonra duvarlara çıkıp iniyor. İkinci karede kıyafetlerin olduğu bir odada duruyor ve daha sonrasında kıyafet tasarımları ekrana yansıyor. Bir sonraki karede tasarımcı üzerine pullu siyah bir kumaş tutuyor. Son karede ise tepede bir terasta dans ettiği görüntüler var.

Yine sahnede bir değişiklik yapmayan ülkelerden biri olan Belçika yine sahneyi performanslarıyla doldurmayı ve seyirciyi ayağa kaldırmayı başardı. Büyük bir finalist adayı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Almanya: Jamie ilk önce çiçeklerin arasında duruyor. Daha sonraki karede kıyafetlerin içinde duran Jamie, dikiş makinesiyle küçük bir yastığa benzeyen bir şey yapıyor, daha sonra orada kendisine yardım eden kişi kafasına sahnesinde takacağı tacı takıyor. Üçüncü karede ise Jamie bir yerde dans ederkenki görüntüleri ekrana yansıyor ve postcard böyle sonlanıyor.
İtalya: İlk olarak bir salonda duran Francesca daha sonra piyano çaldığı görüntüleriyle postcarddaydı. Bir sonraki karede bir salonun perdelerini açan Francesca iskelenin kenarında durduktan sonra Venedik’te yağmurlu bir günden görüntüleri görülüyor. En sonda ise bir sanat merkezinde yürürken görüntüleriyle birinin gitar çalarken ufak görüntüleri birleştirilmiş.
Birleşik Krallık: Joe ve Jake ilk önce enstrümanlarıyla birlikte dökük bir yerde dururken daha sonra bu dökük yerin duvarına “Joe and Jake” yazıyorlar. Sonrasında Joe ve Jake’in futbol oynadığı görüntüler karşımıza çıkıyor ve en sonunda da Birleşik Krallık bayrağı renkleri olan kırmızı ve mavi renkli dumanlar çıkaran aletleri ellerinde tutuyorlar ve postcard böyle noktalanıyor.

About the author

Ahmet K.

Eurovision ile 2003 yılında tanıştım. O günden bugüne yılın 365 günü benim için büyük bir tutku oldu ve yarışmaya gidebilmek en büyük hayalim haline geldi. Tam 11 yıl sonra bu hayalimi gerçekleştirdim. 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 Eurovision Şarkı Yarışmalarında bulundum.

Add Comment

Click here to post a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir