Anlatacak çok büyük bir hikâyemiz var. 1993 yılında İrlanda’da Eurovision gerçekleşirken aynı süre zarfında yüzlerce insan Avrupa’nın orta yerinde hayatını kaybediyordu. Bu savaşın tanıklarından biri olan ve aynı zamanda Bosna Hersek’i ilk defa Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil etmiş olan isim Muhamed Fazlagić’le konuşma fırsatı yakaladık.

simge1Bosna Hersek daha önce Eurovision’a birçok kez katıldı. Ancak ilk olmak, Bosna’ya Eurovision kapısını açan kişi olmak nasıl bir duygu?

MF: Tabiî ki ilgili herkes için çok özel bir deneyim oldu. Amacımızın, konuşma tarzımızın özgün olduğunun anlaşılması gerekiyor. Bu serüven iki yönlüydü. Öncelikle biz dünyanın her yerinde izimizin silinmeye çalışıldığı agresif bir soykırım saldırısı altındaydık. Ve bunu, “hayır biz hâlâ hayattayız, bizi yok edemeyeceksiniz, vahşi saldırılarınıza rağmen hâlâ şarkı söylüyoruz ve hatta daha iyiyiz” şeklinde cevapladık. Bir diğer taraftan da bağımsızlığını ilân etmiş bir ülkeyi tarihte ilk defa temsil etmiş olmak mükemmel bir ayrıcalık, aynı zamanda büyük bir onur ve sorumluluk. Ülkemizi elimizden gelenin en iyisiyle temsil etmek istedik. 

simge1Eurovision şarkısını seçme sürecinizden biraz bahseder misiniz?

MF: Süreç böyle olağanüstü bir durumda oldukça sıradandı. Jüriye 47 şarkı gitti ve finale 12 şarkı kaldı. Finalde çok iyi Boşnak sanatçılar katılımcıydı: Davorin Popovic, Alma Cardzic, Edo i Adi Mulahalilovic, Drazen Zeric bunlardan birkaçı. Jüri bizim şarkımızın açıkara en iyi parça olduğuna ve diğerlerinin ise hikâye olduğuna karar verdi. Endişelerden biri kaydın yapılacağı stüdyonun kötü hava şartları sebebiyle dondurucu derecede soğuk olması ve çalışmanın çok zor olmasıydı. Tahmin edebileceğiniz gibi savaş sırasında ısıtma ve soğutma sistemleri çalışmıyor ve şartlar olması gerektiği gibi olmuyor.

simge1Bosna Hersek, çok zor anılar biriktirmiş bir ülke. Siz, bu zor anılara bu yarışmayla birlikte ara vermiş biri olarak başlangıç yeri savaş olan bu Eurovision yolculuğunuzu anlatabilir misiniz? 

MF: O süre zarfında Saraybosna 300 günden fazla süredir kuşatma altındaydı. Yarı finallerin yapılacağı Slovenya’nın başkenti Ljubljana’ya ulaşabilmemiz için gereken düzenli ulaşım araçları yoktu. Şubat sonu-Mart başı zamanlarıydı ve oldukça soğuktu. Gece yarısı düşman sınırına koşarak tarafsız topraklara ulaşmaya çalıştık. Gece yarısında, Bosna ordusunun yardımlarıyla BM’nin kontrolü altındaki havaalanına koştuk ve tarafsız böylgeye geçebildik. Komik olan tarafı, yolculuğun başında ayakkabım çamurun içinde kaldı ve Igman Dağları’na kadar çıplak ayak koşmak zorunda kaldım. Hırvat güçleri tarafından bir-iki gün tutulduğumuz Igman Dağları’ndan sonra Mostar’a geçmek için farklı ulaşım yolları kullandık. Bu aşağılayıcı birkaç günden sonra ilk önce Hırvatistan’a, daha sonrasında da Slovenya’ya geçmemize izin verildi.

simge1Bosna Hersek’in ve Boşnakların desteğini, İrlanda’daki sahneye çıktığınızda hissettiniz mi?

MF: Tabiî ki hissettik. Destek yoğundu, sadece performans sergilediğimiz için değil, aynı zamanda tarihte ilk defa altı zambaklı bayrağımız gururla bir dünya sahnesinde dalgalandığı ve egemen milletimizi temsil ettiğimiz için. 

simge1Duygularınızı Eurovision şarkısında tamamen seyirciye aktarabildiğinizi düşünüyor musunuz?

MF: Aktarabildiğimizi düşünüyorum. Şarkı uygun bir seçimdi, tüm Boşnakların hisleri ve duygularıyla yüklüydü. O zamanlar dünyanın bütün acıları Bosna’daydı.

simge1Eurovision yolculuğunuza dönüp baktığınız zaman, bu anı sizi gülümsetiyor mu yoksa bir buruklukla mı hatırlıyorsunuz?

MF: Hayır, kesinlikle büyük bir onurla hatırlıyorum. Düşündüğüm zaman genellikle tüylerim diken diken oluyor. Ne kadar güzel bir hikâye, hatta Bosna halkı için ne büyük bir zafer… Allah bana ülkemi tarihinde ilk defa temsil etmek gibi bir şans nasip ettiği için çok müteşekkirim. 

simge1Daha sonrasında Eurovision’u takip ettiniz mi? Eğer ettiyseniz, Bosna Hersek’in Eurovision şarkıları arasındaki favorileriniz neler?

MF: Tabiî ki devam ettim. Bence Hari Mata Hari Lejla adlı parçasıyla Atina’da mükemmel bir iş çıkardı. Kazanacağına inanıyordum. Çok iyi birçok performansımız daha var. Umarım Deen ve Dalal da bu sene bizi layığıyla temsil ederler. 

simge1Eurovision’a baktığımız zaman, daha önce savaşmış ülkelerin en yüksek puanları birbirlerine verdiğini görebiliyoruz. Sizce bu geleceğin en büyük umudunun müzik olduğunun göstergesi midir?

MF: Kesinlikle müzik ve diğer sanat dalları çok kuvvetli. Ben jürilerin ve ulusal delegasyonların arasındaki iyi ilişkiye politikanın etki ettiğini düşünmüyorum. Bu da iletişimimiz ve anlaşma şansımızın yüksek olduğunu gösteriyor.

simge1Sizin de bildiğiniz gibi Dino Merlin Boşnak müziğinin efsanelerindendir. Sahnede bir Dino Merlin parçası seslendirmek nasıl bir duyguydu?

MF: Dino mükemmeldir, hatta tüm zamanların en iyilerinden biridir. O zamanlar çok iyi arkadaştık, bu şarkıdan önce ve sonra birlikte çok çalıştık. Benim kendisiyle tıpkı çoğu insan gibi müthiş bir iş ilişkim ve tecrübem oldu. Boşnak pop piyasası çok kendine özgü ve dayanışması olan ve yardım etme arzusuyla dolu insanların oluşturduğu bir piyasa. O yüzden herkese saygı duyarım ve Dino da bunlardan bir tanesi. 

simge1Bosna Hersek bu sene Eurovision’a geri dönüyor, peki sizin beklentileriniz neler?
MF: Dalal ve Deen gerçekten çok iyi sanatçılar. Deen ile çok yakın arkadaşım ve onun detaylara nasıl önem verdiğini bilen bir insanım. Kesinlikle Eurovision 2016’da büyük bir dalga yaratacaklarına ve ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyorum. 

simge1Müzikten futbola geçişiniz nasıl ve neden oldu?

MF: Aslında tam tersi oldu. Futbolla fazlasıyla alakalı bir ailede büyüdüm. Amcam Yugoslav Millî Takımı’nın kaptanıydı, çok saygılı bir teknik direktördü. Diğer amcalarım ve kuzenlerim de Bosna Millî takımında oyunculardı. Ben de futbol oynadım. Yani futbol zaten benim doğal ortamımdı. Şarkı söylemek ise sonrasında peşinden gittiğim bir şeydi. Gittiğim için de çok mutluyum.