Youtube’da sörf yaparken şeytan dürttü ve bu satırları yazmaya karar verdim. 1989’dan geriye doğru tüm klipleri toparlamaya çalıştım çünkü 70’lerden pek bir ümidim yoktu. Sonrasında Semiha Yankı’nın klibini görünce dünyalar benim oldu. Ben gibi izlemeyenler elbette vardır deyip sizlerle paylaşayım dedim değerli okuyucularım…

Yazımın bu bölümü hayranı olduğum Gülse Birsel’in Eurovision ile ilgili bir yazısına ayırdım. Nedeni ise az sonra izleyeceğiniz videoklipleri yazısında çok iyi bir biçimde anlatması (Bundan daha iyi anlatılamayacağı için ben hiç girişmiyorum bile). Gülse Birsel şöyle diyor (“Yolculuk Nereye Hemşerim?“):

 …
 “Göstermek” önemliydi o yıllarda. “Kendimizi” veya “onlara günlerini” göstermek için, Türkiye’nin en kapalı, en uzak, en yabani yıllarında, sadece iki platform vardı: Milli maçlar ve Örovizyon!
Şimdi o yıllara bakınca görüyorum ki, her şeyi bir kenara bırak, hem futbolumuz, hem müziğimiz çok gelişmiş!
    Zira milli maçlarda 3-0 yenilgi bile memnuniyet verici olurdu zaman zaman. Futbolcularımızın birer Beckham kopyası gibi havalı, şık, cool, trilyoner ve manken meraklısı değil, çoğunlukla gayet gariban ve kara kuru olduğu yıllardı.
  Müziğe gelince… Uzun uzun anlatmaya gerek yok, “Opera” desem o dönemi bütünüyle özetleyecektir sanırım!
   Bu “kendimizi anlatma” gayreti, Yurovijın Song Kontest’in tanıtım filmleri bölümünde zirveye çıkardı!
   Alt tarafı şarkıyı tanıtan bir videoklip yahu! Kimi ülkeler sahnede grubun şarkıyı söylemesini çekip gönderirdi. Bizse Türkiye’nin tarihi, turistik, gastronomik ve insani güzelliklerinin hepsini bir araya sığdırmak için kendimizi paralardık. Şak Efes, şak camiler, şak İstanbul silueti, şak Topkapı Sarayı, Kapadokya, Adalar, Anıtkabir, Galata Kulesi, Kızkulesi, plajlarımız, Dolmabahçe Sarayı, şak baklava, şak dansöz, şak şiş kebap! Hatta yetmedi şak Ajda dansöz kıyafetleriyle Topkapı Sarayı’nın damında! Ne oldu, ne bitti, bu kim, ora nere derken şarkı biterdi!
    -Keşke deniz kenarında biraz daha şeyapsalarmış. Hayır, turist gelirdi, adamlar yüzmek istiyor!
    -Bence Pera Palas’ı koymaları lazımdı. Agatha Christie’nin kaldığı otel yani, İngilize çok hitap ederdi.
   Tabii, İngiliz de aniden Pera Palas’ı bizim tanıtım filminde görünce, “Ooo, Agatha Christie’nin kaldığı otel, hemen Türkiye’nin şarkısına oy vermeliyim” diye telefona sarılacak!

Şimdi gelelim kliplere… İyi seyirler!

1975

1978

1980

1981

1982

1983

1984

1985

1986

1987

1988

1989